Haydi şükretmeye gidiyoruz :)

Biraz uzun oldu yazmayalı.

Bazen sessizlik ihtiyacı, bazen de hızlı değişimleri analiz etmek için zaman çok elzem oluyor.

Size bir süredir içinde bulunduğum ve bana çok iyi gelen bir deneyimimden bahsedeceğim.

9 gündür şimdiye kadar hiç tanımadığım 50 kişi ile şükretme egzersizleri yapıyorum. 21 gün sürecek olan bu serüvenin amacı, sahip olduğumuz hayatın detaylarını, varlıklarını görmek ve onlarla mutlu olmayı kendine hatırlatarak hem kendimizi hem de sahip olduklarımızı tanımak. Yaratım gücümüzün, enerjimizin fiziksel deneyi 🙂

Şükretmek deyince genelde insanların aklına dini konular geliyor. Şükretmedikleri bir hayatı kabul etmiyorlar ve hatta bunu günah sayan bile var.

Ancak benim parçası olduğum bu harekette yapmakta olduğumuz şey şükrederken bizi heyecanlandıran, enerji seviyemizi yükselten şeyleri dile getirmek. Bunun için hayata, kendine teşekkür etmek. Yarattığımız hayatları yaşıyoruz neticede. Çoğu kişi böyle olmadığına dair bana doneler sunsa da, ben onların hayatlarının sorumluluğunu almadığını düşünüyorum. Çünkü evet, ne yaşıyorsam bunu ben yaratıyorum, benim inanç kalıplarım, bilinçaltı kodlarımla bu olanları deneyimliyorum.

Bu mantığı oturttuğumdan beri, kendimi daha özgür hissediyorum ben. Çünkü ancak o vakit, kurbanlık duygusu sıfırlanıyor. “Bende şans olsa zaten…” diyen seslerim susuyor. Böylelikle yaşayacak olduğum geleceği istediğim gibi inşa etme yetkisine sahip olduğumu içimde hissediyorum. Bu müthiş bir sorumluluk hissi getiriyor beraberinde. İnsan attığı her adıma dikkat edip, düşündüklerini, aklından geçenleri, bakış açısını sorguluyor.

Bu paralelde, katılmış olduğum bu güzel hareketin ilk birkaç günü çok heyecanlı ve enerjik geçti. Şükredecek, teşekkür edecek şeyleri ilk anda kolaylıkla bulabildiğimi gördüm. Teşekkür ettikçe enerjim yükseldi. Hatta çok önemli bir konuda (imkansız dediğim) çok harika bir haber aldım ve gerçekten şok oldum. Fiziksel deney kendini ispatladı 🙂

Takibindeki günlerde, teşekkür edecek ve daha fazlasını isteyebileceğim şeyleri çeşitlendirmeyi düşünürken bir noktada dikkatimi çeken bir durum oldu. Şükrederken yada teşekkür ederken içimdeki hislere daha çok odaklandıkça, bazılarında içimde “ya bu olmasaydı ne yapardım!” korkusu oluştuğunu gördüm. Ta taam işte ciddi önemli bir tuzak. O anda bıraktım o teşekkür ettiğim şeyi. Çünkü ona devam edersem beslediğim şey pozitif heyecanım değil, beni negatif bir çukura çekecek olan korku frekansını beslemiş olacaktım. (Bu hassas noktayı fark edebildiğim için şu an çok şükrediyorum ve kendime çok teşekkür ediyorum.) Bu korkuyu arttırıp, kendime kendim dışımda bir şeye muhtaç olduğumu gösterecektim.  Halbuki, kendimden başka hiçbir kişi yada nesneye muhtaç değilim.

Varmaya çalıştığım hedefim, mevcut olan hayatımın memnun olduğum yanlarını görmek, çoğaltmak, onları yarattığım gibi, memnun olmadıklarımı değiştirebilecek gücümü kendime hatırlatmak.

Haydi siz de kendinize bir iyilik yapın ve düşündüğünüz zaman sizi yükselten, sizi iyi hissettiren güzelliklerinize odaklanın. Muhtaçlık tuzaklarını fark edip onlara düşmeyin. Bu güneşli bir havada nefes alabilmek, kazandığınız yada sahip olduğunuz paranız, sağlığınız, gülen gözleriniz, saçlarınız yada köpeğiniz hatta kulağınıza gelen radyodaki bir parça olabilir bile olabilir. Hayatımızın sorumluluğunu alıp güzellikleri daha çok arttırmaya var mısınız? Birlikte yaptıkça çığ gibi büyüyen bu enerji alanı sarsın hepimizi.

Not: 21 Gün bitince tekrar yazacağım. Baklım neler nasıl değişmeye devam edecek 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir