Sevmeye başladım mı ne!

Kendimi sevmeye başladığımı anladığımda içimde farklı, şimdiye kadar aşina olmadığım hisler oluşmaya başlamıştı. Bu yabancı olduğum ancak içimi sımsıcak yapan bu his ilk başlarda gün içerisinde kısa süreli olarak uğruyordu. Hatta bazı günler hiç uğramıyordu. Uğramadığı günler nasıl yaratacağımı, tekrar nasıl hissedeceğimi düşünerek zaman harcıyordum.  Ya bir daha hiç o his gelmezse diye korkuya kapıldığım bile oluyordu.

Bu hissin gelip gelmeyeceği endişesine odaklanarak o hissin gelmeyeceğini anladım.

Ve durup “ben ne yaptım da bu his içimde oluştu” diye geçmişe yönelik neler yaptığımı analiz etmeye başladım. Çok özet olacak ama net bir şekilde şu kanıya vardım; kendimi rahat bırakmak.

Kendimi nasıl hissedeceğim ya da nasıl hissetmem konusunda rahat bıraktım. Ne yapmam gerekiyor, hangi görevlerimi yerine getirmem gerekiyor, bugün istemeden yaptığım şeylerle ne kadar süre geçirdim gibi konulara farkındalık geliştirdim.

Hayat akışı içinde bazen hissini deneyimlemek istemediğim eylemlerde bulunabiliyorum. Trafikte saatler geçirmek, iş yerinde stresli toplantılar, devlet dairesindeki bürokratik işler gibi kendimi rahat hissetmediğim anların toplamına dikkat etmeye başladım. Böyle sıkıcı geçen günler, evimdeki yatakta direkt uykuya dalarak sonlanıyor ve ertesi güne enerjik başlayamıyorum. Çünkü zihnim hala dolu, üstümde düşük bir enerji… Günlerimi bu şekilde tüketebilir, ömrüm bu şekilde bile geçebilir. Bu durum beraberinde kurban psikolojisi yaratıyor.

Ne demek kurban psikolojisi?

Mutluluğu ve huzuru dışarıdaki bir etmene bağlamak. Daha çok para kazanırsam, eşim/sevgilim bana daha iyi davranırsa, arkadaşlarım arayıp beni bir yerlere davet ederse, işimi değiştirirsem daha mutlu olurum gibi şeylerin bekleyişinde haftalar geçebiliyor zira. Böylelikle boşa geçirilmiş bir ömür kalıyor bana. Daha da kötüsü bağımlılıklar biriktirmiş oluyor, hepsinin kölesi olup acı çekiyorum. Böyle bir hayata hayat denmeyeceğini düşünerek geliştirdim metodlarım şimdi bana güzel hisler armağan ediyorlar.

Nasıl yapıyorum peki?

Bana kendimi kötü hissettiren şeyleri fark etmemden ziyade, iyi hissettiren şeyler için de zaman ayırmam gerektiğini fark ediyorum. Çünkü bazen zor geliyor birşeylere kalkışmak. Kötü enerjinin vermiş olduğu ağırlık beni yatağa kıvrılıp uykuya çekebiliyor. Yada eve kapanıp yaşayan şehri pencereden izlemek daha cazip geliyor. Ancak bu durum kendimi daha da fazla soyutlanmış ve yalnız hissettiriyor. İşte tam bir kısır döngü yaratılmış oluyor. Canım sıkkın yada içimden birşey yapmak gelmediği zamanlarda kendimi kabuğuma çekip enerjimi daha da düşürmek bu döngünün tam kendisi.

Döngüyü farketmek ve kırmak ne kadar önemli ise, kırdığınız döngünün yaratmış olduğu boşluğuna yeni birşeyler eklemek bir o kadar önemli. En başından beri anlatmaya çalıştığım şey tam da bu, iyi hissettirecek birşey yapmak. Bunun için ise kendini iyi tanımak… Sen nelerden hoşlanırsın? Seni gerçekten ne mutlu eder? Neyin peşinden gitmelisin? Yaşarken dünyayı durmuş gibi hissettiren şey nedir sana?

Haydi bir düşünsene sende.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir