Zihin ve duygular

Aklıma beni rahatsız eden, içimi zehirleyen düşünceler geldikçe ruhumun nasıl mengene gibi burulduğunu deneyimlemekten yorgun düştüğüm günler oluyor. Günlerin içindeki “an”lardan ibaret olan yorgunlukların geçmesi günler alabiliyor zira.

Şöyle oluyor, hayat akışı içinde yaşanan süreçte an geliyor, herşey üstüme üstüme geliyormuş gibi oluyor. Tam tersinin olduğu yani kendimi müthiş keyifli ve mutlu hissettiğim olduğu da oluyor evet ama şimdi benim değinmek istediğim kendimi kötü ve çıkmaza girmiş gibi hissettiğim zamanlarda durumla nasıl baş etmeye çalıştığımı anlatmak.

Çünkü burda kilit nokta zihin yönetimi.

Düşüncelerimi zihnim üretiyor ve üretim işlemini bilinçaltımın kodlarından faydalanarak yapıyor. Yani, yıllardır oluşan korkularımdan alıyor bilgiyi. Başlıyor senaryolar üretmeye. Senaryoları düşündükçe, kötü düşüncelerin istediğini yapıp onları zihnimde dolaştırdığım süre boyunca, göğsüme kayalar oturuyor. Bu şekilde günler, haftalar geçirebilirim. Hatta ömrüm böyle geçebilir. Bu şekilde yaşayan nice kişi var. Ama ben artık farkındalığımı uyandırıp, “bak bunlar zihninin sana ürettiği gerçekliği tartışılabilir olan düşünceler” diyorum kendime. O sırada bir problem var ise, bunu objektif olarak ele alıp, nasıl çözebilirim diye yaklaşmaya çalışıyorum konuya. Eğer somut çözüm bulamıyorsam, hayatımdaki arkadaşlarımdan, ailemden yardım istiyorum. Fikirlerine danışıyorum yani. Burda önemli olan nokta bence şu; sorunların çözümlerine odaklanmak için zihnin duygular üzerindeki etkisini kontrol altında tutabilmek. Sağlıksız, bana kendimi kötü hissettiren düşünceleri üreten zihin, bana işe yarayan çözümler de üretebilir. Ancak bunun için onu kontrol altında tutmam gerekir. Bunun için ise yüksek farkındalık gerekiyor.

Bu farkındalık nasıl geliyor diye soracak olursanız, yine kişinin kendisini sevmekten geçiyor yol. Kendisi ile arasını sıcak tutmasından geçiyor. Kendisini önemsemesi bir insanın içinde duygularını ve düşüncelerini takip etme isteği uyandırıyor. Olumsuz duygu ve düşünceler oluştukça onları deneyimlemek istemiyor ve çözümü aramaya çalışıyor. En azından benim deneyimlerim şimdilik bu boyutta. Bu sebeple, farkındalığımı olabildiğince yüksek tutup, hissettiğim duyguların nedenini anlayıp, zihnimi kontrol etmeye çalışıp, çalışma mekanizmaları doğrultusunda kazan-kazan bir ilişki kurmaya çalışıyorum. Farkındalığım ile zihnimi takip etmiş olmak bir kazanım, zihnimi bu yöntemle kontrol altına tutarak aslında duygularımı da kontrol altına alabilmek ayrı bir kazanım.

Aslında biliyor musunuz, kazanmak doğru kelime olmuyor. Bu egonun sevdiği bir kelimedir çünkü. Asıl amacımız kendi özümüze, yani zaten sahip olduğumuz benliğimize, doğuştan hak ettiğimiz temiz dünyaya dönüş yoludur tüm deneyimlerimiz. Yeter ki, farkında olalım yürüdüğümüz yolun.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir